Çanakçı Gündemdesiniz... Gündem Sizsiniz...   Çanakçı    İletişim    Künye  
Çanakçı Gündem
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Z.Defteri | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖNEMLİ LİNKLER

DÖVİZ

  Döviz Alış Satış
  Dolar 2.1322 2.136
  Euro 2.9507 2.956

HAVA DURUMU

MEKTUP

Okunma  Yazar : Murat Bilge
Yorumlar  Yorum Sayısı : 8
Okunma  Okunma : 685
Tarih  Tarih : 02 Nisan 2010, 12:50

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

Mektup yazdım acele,
Al eline hecele.
Mektup benim vekilim,
Al koynuna gecele.

Akşamın karanlığı,

Çekerim ayrılığı,

Çok zamandır gelmiyor,

Mektubun karşılığı.

Elimle diktim yelek,

Ne hurisin, ne melek.

Bu benim genç yaşımda,

Neler etti bu felek.

Yazıma, Kâtip ŞADİ'nin konumuzla ilgili bir eseri ile giriş yaptım.

Mektup; İnsanların iç dünyasının, yaşadığı olayların, kederlerinin, sevinçlerinin, aşklarının, özlemlerinin, beklentilerinin ve hayallerinin, özenle seçilerek tertemiz ve beyaz bir kâğıda yazılarak zarflanmış halidir.

Uzaktaki bir sevgiliye, nişanlıya, evlada, eşe, dosta, arkadaşa ve askere yazılan bir mektubun, neler ifade ettiğini anlamak için o zamanı yaşayanların anılarına bir kulak vermek gerekir. İlk satırlara ''Mektubuma başlarken selam eder...'' diye başlayarak, içimizden geldiği gibi, okuyanın da, yazanın da, ne duygularla yazdığını anlatacak kadar içten, kimi zaman hasret, kimi zaman sevinç, kimi zaman da hüzün ve acı kokan o duyguların, harflere dökülüp nakış gibi kâğıda işlenmiş hali, şimdilerde hiç bir iletişim aracında bulunmayacak kadar güzel bir duyguydu. Öyle ki; bazen mektuplar tekrar tekrar okunur, bazen iki elle sıkıca tutulup göğse yaklaştırılıp sanki göndereni kucaklıyormuş gibi sıkı, sıkı sarılınırdı. Kimi zaman okuyanın yüreği kabarır, içi titrer ve duygularına hakim olamayan kişinin göz pınarları dolar, bir taraftan okur bir taraftan göz yaşları mektubu ıslatır.. Yalnız bu göz yaşları tek taraflı değildir. Çünkü; yazanın da aynı duygularla yazdığı, ıslanarak dağılan mürekkeplerden bellidir göz yaşları..

Sevgili - Yavuklu mektupları vardı. Genelde kızlar kendi isimleri ile yazamaz, dertleştiği ve onun halinden anlayan bir ablasının adı ile yazılırdı. Ve o mektupta direk sevgiliye yazılmaz başkasının adına yazılırdı. Bir erkekte ablası yada kerdeşine yazardı, mektubu sevgilisine ulaşsın diye. Yoksa kızın adresine yazdığında babası, annesi yada kardeşlerinin eline geçmesi ihtimali vardı. O yüzden bazen zarfın üstüne not düşülürdü; ''bilmem kim eliyle, bilmem kime'' diye..

Şimdi bu yazıyı okuyan gençlere, çok saçma geliyor olabilir bu durum. Komikte gelebilir. Ama inanın bana sizin düşündüğünüz gibi ne komik, nede saçma değildi o günler. O günlerde duygular saf, çıkarsız ve fedakardı.. Mustafa Yıldızdoğan'ın dediği gibi; ''Biz sevdiğimizi iki öpücük niyetine değil, Allah'ın bir emanet kuşu bilip, bir ömür boyu aynı yastıkta, bir ömür sürmek için severiz..'' dizelerinde anlatıldığı gibiydi duygular..

Mektup devam eder, kimine nişanlın seni bekliyor, kimine bu aşk burada bitti. Kimine yeni bir bebeğin oldu gözün aydın, kimine anan-baban vefat etti dön...

Ve sonunada, ''Hasretle selam eder..... Acele cevap beklerim.'' diye bitirilirdi.

Yıl 1983 ilkokuldayım. Dedem o yıllarda ortaokul ve liseye giden Şenol yada Engin amcamı çağırır uşaklara bir mektup yazın derdi. Yer sofrası koyulur herkes sofranın etrafına toplanır dedem söyler amcamlar yazardı. Dedem bazen yazdırdığı ile gurbettekileri endişeye düşürecek bir cümle kurduğunda, babannem araya girer, bunu söleme şimdi üzülürler, endişe ederler derdi. Anlatmak istenenler yazıldıktan sonra kimi zaman mektubun sonuna; ''Yazacak başka bişi bulamadım, iyisini sen yaz'' denir bu şekildede cevap yaz demek istenirdi.. Giden mektubun cevabının gelmesi bazen 1 (bir) ayı bulurdu. Dedem günlerden bir gün, Halit beyden aldığı somun ekmeğini bastonun ucuna bağlamış eve geldiğinde, herkes evde olurdu. İlk iş olarak cebinden zarf çıkartır, uşaklardan mektup geldi derdi. Bazen ben alır, yeni yeni okumaya geçtiğim için hece, hece okumaya çalışırdım. Selamdan, hâl, hatır sormadan sonra mektubun bir yerinde de babamın ve annemin Murat nasıl? İyi mi? diye sormaları o kadar çok hoşuma giderdiki, bunu burada anlatmam mümkün değil.

Bayram ve özel günlerde, kart postallar yazılır ve günler öncesinden gönderilirdi. İnsanın yaşadığı olayların ve duyguların bir değeri vardı. Hasret çekmenin, özlemin duymanın insanda yaşattığı güzel bir etkisi olurdu..

Mektubu getiren ve götüren postacılar ile ilgili türkülerimiz şarkılarımız bile vardı.

Bak postacı geliyor,

Selam veriyor.

Herkes ona bakıyor,

Merak ediyor.

Çok teşekkür ederim postacı sana,

Çok sevinçli haberler getirdin bana..

Vs.. vs...vs..

Evet o postacılarımız yine var. Var ama maalesef artık bize gözlerimiz yolda dört gözle beklediğimiz çook güzel haberler yerine, kredi kartı borçları, değişik faturalar ve tebligatlardan başka bir şey getirmez oldular.. O yüzden, onlara yazılan güzel türkü ve şarkıların olduğu günlerin aksine, şimdi mümkünse postacılarla karşılaşmasak diye düşünüp duruyoruz..

''Biz, teknoloji düşmanı değiliz sakın haa yanlış anlaşılmasın..!!''

Günümüzde internetin, cep telefonlarının ve görüntülü görüşmelerin olduğu bir yaşam tabikide güzel. Ancak; o eski özlemlerin, merakların kalmadığından bahsediyorum. Sevdiğinden, özlediğinden haber beklemenin güzelliğinin artık yaşanmadığından, sürekli haberdar halinde olmamızdan ve sevdiklerimiz ile sürekli irtibatta olmaktan, onların değerlerini yeterince bilemiyoruz. Çünkü hasretlik ve onların uzakta olmalarının özlemini yaşamıyoruz. Artık bizi uzak olmak değil, tek üzen olay sevdiklerimizin hayattan ayrılması olduğudur...

Sevdiklerimiz ile günde yüzlerce kez mesajlaştığımız, saatlerce telefon görüşmesi yaptığımız ve internetten irtibatta olduğumuz bu ortamda hiç olmazsa, uzaklardaki tanıdıklarımıza mektup yazalım.. Oda olmadı özel günlerinde en azından bir kart postal yollayalım.

''Söz uçar, yazı kalır..!!'' diye bir söz vardır resmi kurumlarda. İşte o saatlerce konuştuğumuz sözler ve çektiğimiz yüzlerce mesaj ve mail, kotamızın yada telefonumuzun hafızası dolduğundan silinir belki. Ama, gönderilen bir kart postal yada mektup, onlarca yıl sonra, bir bakarsın senin çocukların eline geçer.. Dedemin, 25-30 yıl önce bana yazdırdığı bir mektubun durduğu gibi...

Teknolojimizin son sistem, duygularımızın ilkel kalması dileklerimle..

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 8 yorum yazılmıştır.

HACIBEY KATIRCI [ 19 Nisan 2010, 22:25 ]
selam murat kardesim yazını okudum esklere gittim tabıkı güzel olmus.ben senın yazılarını hep okuyosum ama işlerımzıın yoğunluğundan biraz gecikmeli okudum.Keske buralara yazılan köşe yazıları okunsa ama nerdeee...yada yorum yazılsa paylaşılsa ama bizim canakçılılarla demişlerki tacce gıranında kar bile yenmez mi ne demişler biz öleyiz boşver takma kafana sen yazılarını yazmaya devam etr bende okumaya ...sağlıcakla kal...insallah katılımcı ve paylaşımcı oluruz..
Murat BİLGE [ 12 Nisan 2010, 08:24 ]
Değerli amcam,
Oradaki sayı örnek olsun diyeydi. Maksadım mecazi anlamda eleştri idi.
Şimdi değiştiriyorum: Zite ziyaretci sayısı günlük 250-300 kişi olan bir ortamda ''mektup'' kültürü olan 5 kişi ise demekki bizi lise ve dengi okullar yaşı takip ediyor :):):)

Çok okunmak tabikide güzel. Ama bana kalırsa çok okunmak yerine, az okunup, çok iştirak edilen, yorum yapılan, eleştri yapılan, katkıda bulunulan bir takip kitlesi olsa daha makbuldür..

Saygılar
Salim Bilge [ 09 Nisan 2010, 18:37 ]
Muratçığım, sana teessüf ederim. Günlük ortalama 70-100 arası ziyaretçiden bahsetmişsin. Gerçekten teessüf ederim. Bizim günlük ortalama ziyaretçi sayımız 250-300 arasında oynuyor. Senin bahsettiğin sayı sitenin ilk kurulduğu aylarda idi. Şu anda Çanakçı'nın bir numarası biziz. Haberin olsun.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

DUYURU

Kardeşlik Hukukuna Halel Getiren Kürtlerdir !..22 Mayıs 2013

GALERİ

ANKET

30 Mart 2014 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde hangi partiye oy vereceksiniz?









Tüm Anketler

TAKVİM

SAYAÇ

SAYAÇ

canakcigundem.com © 2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Köşe yazılarından yazarları, yorumlardan yorumu yazan şahıslar sorumludur. Çanakçı Gündem sorumlu tutulamaz.
Web: www.canakcigundem.com | E-Mail: info@canakcigundem.com
Altyapı: Mydesign | Tasarım: